Anasayfa | YAZARLAR | CANKAT TURHAN | Yılmaz özdil, Enis Berberoğlu ve Aydın Doğan’ı uyarıyorum

Yılmaz özdil, Enis Berberoğlu ve Aydın Doğan’ı uyarıyorum

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
Yılmaz özdil, Enis Berberoğlu ve Aydın Doğan’ı uyarıyorum

Mütekabiliyet Esası işlerse herkes kim vurduya gider...Cankat Turhan yazıyor...

Yarın  öbür gün -Allah korusun- Yılmaz Özdil’e ya da onun yakınlarından birine, ne bileyim, eşine ya da çocuklarına şiddet uygulanabilir örneğin. Fail yakalanır eminim ve sorgusunda da mutlaka bir GEREKÇE sunabilir. Örneğin, “O yazıyı yazmayacaktı” gibi.  

CANKAT TURHAN 

Ülkeler arasında mütekabiliyet esası vardır bilirsiniz. Türkçesi “karşılıklılık ilkesi” demektir.

Yılmaz Özdil’in DTP’nin eski Genel Başkanı Ahmet Türk’e atılan yumruk için yazdıklarını ve ardından gelen tartışmaları okudunuz hepiniz, biliyorum. Okumayanlar da okuyanlardan öğrenecektir zaten bu satırlardan sonra. Google hazretleri ne güne duruyor.

Hürriyet’in üçüncü  sayfa yazarı Yılmaz Özdil bilindiği gibi Ahmet Türk’ün o yumruğu nasıl hak ettiğini “veciz ve insani” dillendirdikten sonra gerekçelerini açıklayan bir yazı daha yazdı ertesi gün. Özdil, o yazısında OLMAYAN bir davranış biçimini önce varmış gibi gösterip bir çatışma alanı yarattı, sonra da o çatışmayı yarattığını varsaydığı kişiye(burada Ahmet Türk oluyor) yönelik yumruklu saldırıyı da Mütekabiliyet Esası’nın bir gerekçesi olarak gördü. Neydi o GEREKÇE hemen bakalım.

Yazar özetle ve mealen şöyle diyordu: “Siz yıllarca askerlerimize saldırıp onları silahla şehit edenlerin DEMOKRATİK BİR TEPKİ gösterdiğini söylerseniz, bu YUMRUĞUN da demokratik tepki olduğunu kabul etmek zorundasınız…”

Yani önce Ahmet Türk’ün “Askerlerimizi şehit edenlerin demokratik tepki gösterdiğini”  kendince “ispatlıyor” ve sonra bu tezine dayanarak da bir GEREKÇE ortaya koyuyordu yazar. Bu durumda Ahmet Türk yumruğu hak ediyordu.

ŞİDDET YILMAZ ÖZDİL’E YÖNELİRSE GEREKÇE BULUNAMAZ MI?

 Peki bu gerekliliği daha da yayar ve şiddete gerekçe ararsak nerelere varırız? Mesela Ogün Samast denen katilin bir gerekçesi var mıydı Hrant Dink’i öldürürken?

Vardı tabii. Ne demişti katil sorgusunda?

“O sözleri söylemeyecekti”

Zirve katliamını yapan katiller ne tür bir gerekçe gösteriyorlardı? Tabii ki öldürdüklerinin Hıristiyanlık propagandası yaptığını. Bu öldürülmeleri için yeter de artardı onların gözünde. Zaten gerekçe olduktan sonra öldürmek basitti.

Ama Zirve katliamını  yapanların arkasındaki güçlerin başka gerekçeleri vardı. Tıpkı Alparslan Arslan’a Danıştay cinayetini işlettiren Ergenekoncular da gerekçe olarak “türban kararı”nı göstermeyi bilmişlerdi.

Gerekçe kolay.

Yarın öbür gün -Allah korusun- Yılmaz Özdil’e ya da onun yakınlarından birine, ne bileyim, eşine ya da çocuklarına şiddet uygulanabilir örneğin. Fail yakalanır eminim ve sorgusunda da mutlaka bir GEREKÇE sunabilir.

Örneğin, “O yazıyı yazmayacaktı” gibi. Öyle değil mi? Biri de çıkar o zaman ne yazar?

“Sen Ahmet Türk’e Mütekabiliyet Esası’na göre gerekçe yaratarak şiddeti meşrulaştırdın, o zaman kendinde bunu hak ettin”

Arkasındakiler de kıs  kıs gülerler mesela.

Bu bir senaryo tabii. Allah göstermesin diyoruz yeniden. Bu senaryonun amacı olacakları öngörebilmekten ve şiddetin ya da şiddetin övülmesinin ne denli bizlerden uzak tutulması gerektiğinin anlaşılması bakımından önem kazanıyor. Yoksa yılmaz özdil üçüncü sayfa güzeli olarak ömür boyunca sadece Türklerin gazetesi olan Hürriyet’te yazmayı sürdürsün.

AYDIN DOĞAN’IN AİLESİ  VE ENİS BERBEROĞLU’NUN AİLE HAYATI

Şimdi mütekabiliyet esasının bir başka örneğine geldi sıra.

Anayasa Mahkemesi Raportörü  ve Demokrat Yargı Derneği Eş başkanı Osman Can’ın eşi Gülnur hanımın evlenmeden önce hocası için yazdığı “tacizkâr mailler”in basına sızdırıldığını belirterek sürmanşet haber yapan Hürriyet gazetesine ve onun Genel Yayın Yönetmeni Enis berberoğlu’na ya da gazetenin sahibi Aydın Doğan’a soralım:

“Osman Can’a belaltı saldırı” diye başlık atarak yapılan aslında tam da belaltı ve iğrenç kurnazlığı kimsenin anlamadığını mı sandınız?

Hürriyet ve şürekâsının eski alışkanlığıdır, onların magazin dergilerinde, gazetelerinde de vardır bu taktik. Hafta sonu pek sık yapardı evvelden beri. Önce iki üç film “yıldızı”nın çırılçıplak resmini tam sayfa yayınlar, üstüne kocaman, iri puntolarla AHLÂKSIZLAR diye başlık atardı.

Ahmet Altan çok güzel yazdı zaten, başkalarının ailesini korumazsanız, kendi ailenizi de koruyamazsınız diye.

Mesela birileri de gazetelerinde İĞRENÇ DEDİKODU başlığı altında şöyle bir haber yapsa Enis Berberoğlu’nun hoşuna gider mi?

“Hürriyet gazetesine ve onun Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu’na yönelik iğrenç karalama dedikodusu tüm basın dünyasında tepki yarattı.  Çeşitli internet sitelerine sızdırılan dedikodulara göre Enis Berberoğlu ile eşi Oya Berberoğlu arasındaki sorunların akla hayale gelmedik senaryolarla anlatılması gazeteci dostlarını ve basın camiasını hayli üzdü. Gazeteci dostları Enis Berberoğlu için dolaşan dedikoduları duyunca şaşkına döndüklerini söylediler.  Peki neydi bu dedikodular? Bunu internet siteleri şiddet olarak tanımlıyor ama psikolojik şiddet mi fiziki şiddet mi olduğunun ipuçlarını okuyuculara bırakıyor.”

Yukarıdaki haber tamamen uydurmadır. Ama olmayacak demek değildir. Her an birileri hakkında bir takım dedikodular çıkabilir, birileri de bunları basına sızdırabilir. Hangi basın ise o?

Hatta bu sızdırmalar daha da ileriye gidebilir Aydın Doğan hakkında da sürebilir:

Biz onun için de uydurma bir haber yapalım mesela ve başlığına da yine İĞRENÇ DEDİKODU koyalım ve sürmanşetten verelim.

“Ünlü medya patronu Aydın Doğan hakkında basına sızdırılan haberler yakınlarını, dostlarını üzüyor. Basına sızdırılan bilgilerin internet sitelerinde de yer alması Aydın Doğan’ın eşi Sema Doğan’ı da derinden üzmekte. Bu bel altı dedikodulara göre Aydın Doğan’ın İngiltere (Londra)seyahatleri eşi ile arasında bazı tatsızlıklara yol açıyormuş. İğrenç dedikoduları çıkaranlar Aydın Doğan’ın bu seyahatlerine duygusal bir kılıf giydirmeye çalışarak ünlü işadamını zor durumda bırakarak bel altı vuruşlar yapıyorlar. Zaten birçok yakını da Sema Doğan’ın bu dedikodulara gülüp geçtiğini söylüyorlar ama sinek yine de küçük olsa da mide bulandırıyor.”

Bu da UYDURMA  bir haberdi.

SEBEP OSMAN CAN’IN SABİH KANADOĞLU’NU İYİCE BENZETMESİ MİYDİ?

Ama olmayacak bir haber değil. Geniş bir muhayyilesi olan herkes böyle bir haber yazabilir.

Tıpkı Osman Can haberinde olduğu gibi. Ergenekoncuların babası Sabih Kanadoğlu’nu Habertürk’te Balçiçek Pamir’in KARŞIT GÖRÜŞ programındaki tartışmada iyice benzeten Osman Can’dan kim ya da kimler intikam almak istemiş olabilirler acaba?

O intikamcıların Hürriyet’te işleri ne olabilir?

Bu sorulara yanıt veremeyecek kadar safız biz. Evet, safız, aptalız, anlamıyoruz.

Bir tek Enis Berberoğlu ile Aydın Doğan anlıyor.

Biz de onları anlıyoruz. 
 

Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (0 gönderilen)

toplam: | gösteriliyor:

Yorum gönder

  • Kalın
  • Italik
  • Altı çizili
  • Alıntı

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Captcha
  • Arkadaşına gönder Arkadaşına gönder
  • Sayfayı yazdır Sayfayı yazdır
  • Düz metin Düz metin

Etiket:

Bu yazı için etiket yok

Bu yazıyı oyla

0